Toplumsal Cinsiyet Nedir? Ne Değildir?

Geçenlerde instagramda bir akımın parçası olarak değişim videomu paylaşmıştım. Hiç şaşmaz bu videolarımın hepsi milyon izlenme alır ve altı hınca hınç nefret söylemleri, hakaretler, cehennemde yanacaksınlarla dolar taşar. Neyse ki psikolojik sağlamlığımın verdiği güç ve kuvvetle bu yorumları üzerime alınmam. Ama her seferinde hepsini tek tek okurum. Yorumları yazanların profillerine bakar, kim olduklarını, nasıl bir dünyadan konuştuklarını anlamaya çalışırım.
Hatta bazen işin dozunu biraz kaçırırım. Bu insanları kafamda katılımcı yapar, onlara hayali eğitimler verir, aktiviteler tasarlarım. “Burada nerede takılıyor?”, “Hangi bilgi eksik?”, “Hangi deneyimi hiç yaşamamış olabilir?” diye düşünürüm.
Bu seri de tam bu reelsten sonra aklıma geldi. Atamın bizlere bıraktığı bilim, ilim ve irfan ışığında elbette eğitimler veriyor, konuşmalara gidiyorum, kurumlarla çalışıyorum ancak gerçekten bir kitle var ki; hiçbir şey bilmiyor bu konuda. Yargıladığımdan değil asla, çünkü bu kitle gerçekten hiç böyle bir yaşam deneyimine sahip değil ve en güzeli öğrenmeye hevesliler.
İşte sevgili o kişi; bu seri senin için..
Sex ≠ Gender
Şimdi sizlere videoya gelen 3 yorumu bırakıyorum buraya:

Bu yorumlara baktığınızda ilk bakışta yargı ve dışlama görüyorsunuz. Ama biraz durup okuduğunuzda, hepsinin ortak bir yerden konuştuğunu fark ediyorsunuz. Bu yorumların kat kat kötüleri var tabi ki ama o 2nd Circle Cehalet Teorimin içinde anlatmak istediğim konu. O kenarda dursun şimdilik.
Bu ve benzeri yorumlarda kimse doğrudan “zarar vermek istiyorum” demiyor. Söylenen şeylerin alt metinlerinde daha çok şunu duyuyoruz: “Anlamıyorum.” “Bildiğim dünya bu değil.” “Öğrendiğim düzen bozuluyor.”
Ve tam da bu noktada, çoğu tartışmanın kilitlendiği temel bir karışıklık ortaya çıkıyor. İnsanlar bedenle ilgili bir şey söylediklerini sanıyorlar. Ama aslında kültürden öğrendikleri rolleri; doğal ve değişmez gerçekler gibi savunuyorlar.
Tüm bu cümlelerin ortak özelliği şu: Biyoloji ile toplumsal anlamları aynı yerde sanmaları.
Toplumsal cinsiyet okuryazarlığı tam olarak bu sanmaları ortadan kaldırmak için var.
Türkçe her ne kadar anlam bakımından çok zengin bir dil olsa da bazı çeviriler var ki biraz ayağımıza sıkıyor. Bu konunun en temelinde ise “cinsiyet” kelimesi yer alıyor. Bizler için bu kelime alt metninde birçok anlam ile birlikte kullanılıyor. Ancak İngilizceden bilimsel olarak baktığımızda sex ve gender aynı şey değil.
Sex, biyolojik bir kavramdır: Kromozomlar, hormonlar ve üreme sistemleriyle ilgilidir. Tıpsal olarak değiştirilebilmesi mümkündür.
Gender ise toplumsal ve kültürel bir perspektiftir. Yani bir toplumun beden ile ilgili bilgileri kategorize edip o bedene sahip olmaya yüklediği roller, beklentiler ve davranış kalıplarıyla ilgilidir. Bu da zaman, bağlam ve hatta kişilerarası bile değişebilir.Tarih boyunca en kritik sorulardan biri ise şu olmuştur:
Eğer bu roller doğalsa, yani doğum ile geliyorsa neden her toplumda farklı?
1930’larda antropolog Margaret Mead, Yeni Gine’de farklı topluluklar üzerinde bu iki kavram üzerine saha çalışmaları yürütür. Ve araştırma sonuncunda görür ki; diğer toplumlara kıyasla bu toplumlarda “erkeksi” kabul edilen davranışlar, başka bir toplumda tamamen “kadınsı” sayılabilmektedir (Mead, 1935).Bu da bize şunu söyler: Toplumsal cinsiyet rolleri evrensel değil; öğrenilmiş ve kültürel olarak inşa edilmiştir. Zamana, mekana, bağlama ve hatta politik durumlara göre bile değişebilir.Gündelik hayatta toplumsal olarak öğrendiğimiz davranışları çoğu zaman biyolojik gerçekler gibi konuşuyoruz.“Kadınlar daha duygusaldır.” “Erkekler liderliğe daha yatkındır.”
Bu çıkarımlar biyolojik (sex) değil, kültürle (gender tanımımızla) ilgilidir.
Peki tüm bu tanımlar nereden geliyor? = Zihinsel Şemalarımız
İnsan zihninin en sevmediği şeylerden biri belirsizliktir. Bu sebeple dünyaya geldiği ilk andan itibaren maruz kaldığı bilgileri anlamlandırmak için bazı kategoriler kullanır. Bu kategorileri psikolojide “şemalar” olarak adlandırırız. Bu sistemi bilgisayarda yeni bir dosya açıyormuşsunuz gibi düşünebilirsiniz. Örneğin insanlar şeması içerisinde hayatımızı kolaylaştıracak birçok alt klasör açarız. Benim klasörlerim biraz fazladır ama size bir örnek olsun diye buraya bırakayım.

Günlük Hayatta ve İş Yerinde Karşımıza Nasıl Çıkıyor?
Özellikle sosyal medyanın hayatımıza bu kadar dahil olması ve başka insanların düşünce ve davranışlarından bu kadar etkilendiğimiz bir dönemde trend olan maskülenlik ve feminenlik temsilleri, viral olan “girl dinner” ya da “sigma male” anlatıları ve çok daha fazlası, aslında bu şemaların modern versiyonları haline geliyor. Bu paylaşımlar bizim de davranışlarımızı, davranışlarımız duygularımızı, duygularımız da düşüncelerimizi etkiliyor. Günün sonunda bu zincir, mindset dediğimiz düşünce biçimine dönüşüyor. Ve bu düşünce biçimi, elimizin kolumuzun değdiği herkese evde, işte, ilişkilerde birbirmizi etkileyen bir şey haline geliyor.
Bugün iş yerlerinde sıkça karşılaştığımız birçok durum, sex ve gender arasındaki bu karışıklıktan besleniyor.
Aynı davranış, farklı bedenlerde farklı okunabiliyor. Bir yönetici “kararlı” bulunurken, benzer bir tavır sergileyen bir başkası “sert” olarak etiketlenebiliyor. Bu fark çoğu zaman yetkinlikten değil, algıdan kaynaklanıyor. Yani bireyin, kadınlara dair şemasında “naif, kırılgan, duygusal” gibi kelimeler yer alırken yönetici şemasında “sert, duygularını belli etmeyen, hiçbir şeyde etkilenmeyen” gibi kelimeler koyunca doğal olarak kesişim kümesi oluşmuyor ve kadın ≠ yönetici sonucuna varıyor.
Buradan Sonra Ne Yapıyoruz?
Toplumsal cinsiyet okuryazarlığı; kavramları ezberlemekten çok, hangi davranışı neden “normal” kabul ettiğimizi fark etmeyi gerektiriyor. Bu yüzden her şeyin başında bu yazıdan sonra bazı şemalarınızı bi dökün ortaya. Bunu çoğunlukla tek başımıza yapmak bir hayli zor olabilir. Çünkü çoğu zaman bunun farkında bile değilizdir. Destek isterseniz iki double shot espresso’ya hallederiz.
Bir sonraki yazıda şu sorunun peşine düşeceğiz: Bu roller bize kimler tarafından, ne zaman ve nasıl öğretildi? Hangisinin farkındayız, hangilerinin değiliz?
Çünkü öğrenilen şeyler, yeniden öğrenilebilir ve yenileri inşa edilebilir.
Sevgiyle, güzellikle..
Kaynakça
Bem, S. L. (1981). Gender schema theory: A cognitive account of sex typing. Psychological Review, 88(4), 354–364. Mead, M. (1935). Sex and temperament in three primitive societies. New York, NY: William Morrow. West, C., & Zimmerman, D. H. (1987). Doing gender. Gender & Society, 1(2), 125–151.